1 Eylül 2015 Salı

Aşılayıcı Rüzgarlar

Mucize İddiası:
Rüzgarları aşılayıcılar olarak gönderdik…  
                                                              15-Hicr Suresi 22  
Gerek Dünya’mızın içindeki fiziksel oluşumlar üzerine yapılan araştırmalar, gerek bitkiler üzerine yapılan araştırmalar, bize rüzgarların aşılayıcı özelliğinin önemini gösterdi. Rüzgarlar bitkilerin üremesinde, bitki tozlarını taşıyarak rol oynamaktadır. Aynı zamanda rüzgarlar, yağmur yağabilmesi için yağmur bulutlarını da aşılamaktadır. Böylece rüzgarlar aşılayıcı foksiyonlarıyla Dünya’daki yaşam için olmazsa olmazlar listesindedir. Diğer olmazsa olmazlar gibi rüzgarların da olmaması, bizim de, Dünya’daki tüm canlılığın da olmaması anlamına gelmektedir.  
Denizlerin ve diğer suların üzerinde köpüklenme nedeniyle "Aerosol" adlı hava kabarcıkları oluşmaktadır. Bunlar rüzgarların karadan sürüklediği tozlarla karışarak Atmosfer’in üst katmanlarına doğru havalanır. Rüzgarların yükselttiği bu parçacıklar su buharı ile birleşir, su buharı bu parçacıkların etrafında yoğunlaşır. Bu parçacıklar olmasa, yüzde yüz su buharı, bulutu oluşturamaz. Bulutların oluşması, rüzgarların bu şekilde havada serbest şekilde bulunan su buharını, taşıdıkları parçacıklarla aşılamaları ile olmaktadır. Rüzgarlar bu görevlerini yerine getirmeseydi, yağmur yağdıran bulutlar oluşmayacaktı. Dolayısıyla yağmur, yağmur olmayınca ise yaşam mümkün olmayacaktı. Rüzgarın görevi burada bitmez, Atmosfer’de tonlarca ağırlığa sahip bulutların sürüklenmesi, hava ile sürtünen bulutlarda negatif ve pozitif elektrik yükleriyle aşılamanın olması da bulutlar sayesindedir. Rüzgarlar olmasaydı bulutlar oluşmazdı; fakat oluştuklarını kabul etsek bile, o zaman da bulutlar buharlaştıkları okyanusların, denizlerin üstüne yağacaklar ve yeryüzündeki bitkilerin, hayvanların, dolayısıyla insanın var olması mümkün olmayacaktı. Rüzgarlar bulutların oluşumundan, yağmurların boşalmasından, yağmurun karalara da yağmasına kadar birçok ayrı fonksiyonu yerine getirmektedir. Rüzgarların bu fonksiyonlarının her biri yaşamın devamı için kesinlikle gereklidir. Yaratıcımız her şeyi olduğu gibi bunu da mükemmel bir şekilde planlamıştır.  
Reddiyem:

Kurtubi gibi en eski tefsirciler de bu ayetin ağaçların aşılanmasıyla ilgili olabileceğini beyan etmişlerdir, sahabeden bu görüşte olanlar var. Lakin bu aşılamanın nasıl olduğunu açıklamamışlardır. Elmalılı Hamdi Yazır da bu ayetin ağaçların aşılanmasına delalet ettiği ve dolayısıyla “ilmi” mucize olduğunu söyler:
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik. "Levâkih", "Likâh" tan türeyen "Lâkiha"nın çoğuludur. Likâh, aşı demektir. Lâkiha da aşılı veya aşıcı mânâlarına gelir.  
Bu âyetin bu mânâsı da başlı başına bir ilmî mucizedir. İbnü Abbas'tan bunun tefsirinde: "Rüzgarlar ağaçların ve bulutun aşılayıcısıdır" diye nakledilmiştir.  
Hasan, Dahkâk, Katâde de bunu söylemişlerdir. Râzî, bunu kaydettikten sonra der ki: Erkek dişiye suyunu boşaltıp da dişi gebe olunca denilir ki "erkek aşıladı dişi tuttu, gebe oldu" demektir. Bunun gibi rüzgarlar da bulutların erkekleri yerinde kabul edilir. İbnü Mesud hazretleri bu âyetin tefsirinde demiştir ki: "Allah Teâlâ, rüzgarları bulutlara aşılama için gönderir. Onlar da suyu taşıyıp bulutlara karıştırır. Sonra bulutu sıkıştırıp bir aşı gibi akıtır." Bu açıklama, rüzgarların bulutu aşılamasının bir yorumudur. Fakat ağaçları aşılamasının tefsirini zikretmemişlerdir. Yani âyetin yukarda anlatıldığı gibi rivayet ile tefsirinde rüzgarların ağaçları da aşıladığı nakledilmiş olmakla beraber nasıl aşıladığı açıklanmamış. Bir tefsirci olduğu gibi, bir doktor da olan Fahrü'r-Râzî için de bu konu bilinmez kalmıştır. Gerçi ağaç aşılamak eskiden beri bilinen bir şey ise de bununla rüzgarın bir ilgisi yoktu. Bitkilerde rüzgarın yapabileceği bir aşılama yakın zamanlara kadar bilinmiyordu. Ra'd Sûresi'nde açıklandığı üzere "Orada bütün meyvalardan iki çift yarattı." ( Ra'd, 13/3) gerçeği ortaya çıktıktan, yani bütün bitkilerin çiçeklerinde erkek, dişi çifti bulunduğu ve erkeğin dişiyi aşılaması ile meyveler meydana geldiği anlaşıldıktan sonradır ki, rüzgarların bir aşıcı hizmetini yerine getirdikleri anlaşıldı…(100)
Elmalılı burada bir mantık hatası yapmaktadır, “rüzgarların ağaçları aşıladığı söylenmiş ama nasıl aşılandığı ancak günümüz bilimsel keşifleriyle anlaşılabilmiştir” diyor ve devam ederek, “ ağaç aşılamak eskiden beri bilinen bir şeydi ama rüzgarla olan ilgisi bilinmiyordu” diyor. Ayetin kendisinden “ağaçların aşılandığı” manası hiçbir şekilde çıkmıyor. O halde demek ki eskiden -günümüz bilgileri olmadan- rüzgarlarla ağaçların aşılanması arasında bir bağlantı olduğu düşünülüyordu zira düşünülmese ayetten bu mana çıkmadığı halde sahabe bu yönde görüş bildiremezdi. Bu durumda günümüz ilmi gerçekleri dışında bir gerçek var bu görüşlerin altında.

Ayrıca bitkilerin de cinsiyetlerinin olduğunun bildirildiği söylenen, özel olarak ele aldığımız başka bir mucize iddiası olan Rad Suresi’nin 3. ayetini Elmalılı da mucize olarak gösteriyor fakat bu konuya burada girmeyeceğim zaten bu mucizeyi açıkladığım başlıkta detayına girmiştim.

Anlaşılan rüzgarlar bulutları aşılıyor ve yağmurun yağmasına vesile oluyor, yağmur doğal olarak bitkileri suluyor ve böylece bitkiler kurumaktan kurtuluyor, çiçek açıyor, meyve veriyor. Rüzgarlarla bitkilerin aşılandığını söyleyen alimler görüşlerini buna dayanarak ortaya atmış olabilirler. Yani rüzgarın bu şekilde dolaylı olarak bitkileri aşıladıklarını düşünmüş olabilirler. Zira daha önce de dediğim gibi, ayetin ne Aerosol ile ne de bitkilerle ilgisi vardır. Mucizeciler ayeti cımbızlayıp, rüzgarın aşılayıcılığını genelleştirmek istemişlerdir, oysa ayetin tamamı şöyledir:  
Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz. (Diyanet İşleri) 
Mucizeciler çarpıtmada sınır tanımıyorlar, ayet basitçe, rüzgârların yağmurun yağmasında rol oynadığından bahsetmektedir, rüzgarın aşılayıcılığını yağmurla sınırlamıştır, bu da –bir sonraki reddiyede göreceğimiz üzere- oldukça basit bir gözlemdir.

Nitekim bu ayetin sadece bulutlarla ve yağmurla ilgili olduğunu, bitkilerle ilgisiz olduğunu vurgulayarak Seyyid Kutub da açık bir şekilde ifade eder;
Gönderdiğimiz yağmur yükleyici rüzgârlar aracılığı ile size gökten su indirerek su ihtiyacınızı karşıladık. Yoksa su kaynağını oluşturan siz değilsiniz.  
Rüzgârları yağmur yükleyici olarak gönderdik. Bazıları "yükleyici" kelimesini bilimsel anlamda rüzgârların ağaçtan ağaca döllenmeyi sağladıklarından yola çıkarak açıklamak istiyorlar. Oysa ayetlerin akışı burada rüzgârların yağmur yükleyiciliğine işaret etmektedir, başka değil.
"Gönderdiğimiz yağmur yükleyici rüzgârlar aracılığı ile size gökten su indirerek su ihtiyacınızı karşıladık. Yoksa su kaynağını oluşturan siz değilsiniz."  
Üstelik burada uzaktan da olsa bitkilere işaret edilmiyor. Hatta sahnede bitkilerin gölgesine de yer yoktur. Kur'an'ın ifade tarzı, sahnede yer alan uzak yakın tüm gölgeleri çizmeye büyük özen gösterir. Yabancı duyguların, telkinlerin etkisinden uzak Kur'an'ın gölgesinde yaşayanlar bunu kavrayabilirler. Yabancı duygu ve telkinlerden arınmış Kur'ani bir algılama yeteneğine sahiptirler (duyguları her türlü yabancı ve zorlama yorumu reddeder). Tıpkı devenin gebe kalması gibi. Rüzgârların yüklediği bu suyu sizin için gökten indirdik. Onunla su ihtiyacınızı karşıladık, böylece onun aracılığı ile hayatınızı sürdürürsünüz.(101)
Tefsirden de görüldüğü üzere bu ayetten herhangi bir bilimsellik çıkmaz. Başka bir ayette de şunlar yazılıdır:
O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. (Furkan Suresi, 48-49) 
Rüzgarların yağmurları müjdelediği söylenmektedir, Hicr Suresi’nin 22. ayetiyle uyum içindedir. Yağmur yağmadan önce genellikle rüzgar estiğine hepimiz şahit olmuşuzdur, bu bile yeterlidir rüzgar ile yağmurlar arasında bağlantı kurmaya. İşte bu ayet de bunu anlatmaktadır; yağmur yağmadan önce rüzgar estiğine göre rüzgarların yağmurun yağmasında rolü olduğu gözlemsel bir bilgi olarak karşımıza çıkar, bunda mucize aramak kadar saçma bir şey olamaz herhalde. Başka bir iddianın dayanağı olan şu ayette de şunlar söylenir:
Görmüyor musun ki; Allah bulutları sürer, sonra onları birleştirir, sonra onları birbirlerinin üstüne yığar ve sen de yağmurun bunların arasından çıktığını görürsün. Gökyüzündeki dağlardan dolu yağdırır, onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu çevirir. Şimşeğin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecek. (Nur Suresi, 43) 
Rüzgarların bulutları birleştirip üst üste yığarak yağmurun yağmasında vesile oldukları söylenmektedir. İşte, rüzgarlara aşılayıcı denmesi bunun gibi gözlemsel olaylar nedeniyledir.

Ayrıca yukarıda Elmalılı’nın tefsirinden aktardığım kesitteki başka bir görüşe de yer vermek istiyorum, İbn Mesud şöyle diyor:
Allah Teâlâ, rüzgarları bulutlara aşılama için gönderir. Onlar da suyu taşıyıp bulutlara karıştırır. Sonra bulutu sıkıştırıp bir aşı gibi akıtır.(102) 
Bu görüşe Kurtubi de yer verir ve aynen şunları der:
Bir diğer açıklamaya göre, aşılayıcı rüzgâr nem taşıyıp bunu bulutlara püskürten rüzgârlardır. İşte bu nem bulutlarda toplanıp bir araya geldi mi yağmur olur.(103)    
Yani rüzgar suyu direk olarak bulutlara taşıyor bu görüşe göre… Zaten ayette de bu anlatılmıyor mu? Ayette açıkça rüzgarların yağmur yağması için bulutları aşıladıkları söyleniyor. Yani Kur'an yazarları, tarihte çok eskilerce de bilinen suyun buharlaşıp sonra yağmura dönüştüğü bilgisinden bile habersizler.  Suyun buharlaşıp da bulutlara, sonra hal değiştirerek yağmura dönüşüp yeryüzüne yağması yok bu görüşte. Demek ki bu tip yanlış görüşlerden dolayı da rüzgarlara aşılayıcı denilebiliyormuş. Rüzgar suyu taşıyarak bulutlara aşılıyor(katıyor) ve bulutlarda depolanan bu su yeryüzüne yağıyor. Bu yanlış görüşe Hanok’un Kitabı’nda da rastlanır:
34.Bölüm:2,3=Orada göksel geçitlerin göğe açıldığını gördüm. Üçü, belirgin şekilde diğerlerinden ayrılmıştı. Kuzey rüzgârları onlardan hâsıl oluyordu. Soğuğu, doluyu, buzu, karı, çiyi ve yağmuru üflüyordu. Geçitlerin bir tanesinden hafif diğer ikisinden ise şiddetli ve kuvvetli esiyorlardı. Yeryüzü üzerinde güçlü şekilde esiyorlardı. 
Şimdi Hanok’un Kitabı’nda da bu yanlış görüşten dolayı rüzgarlara aşılayıcı denebilirdi, sonuçta rüzgarlar yağmuru, karı vs. bulutlara aşılıyorlar, o zaman buna mucize diyebilir miydik? Bilimsel diyebilir miydik? Her zaman olduğu gibi mucize diye yutturulmaya çalışılan bu ayette de aslında bilimsel bir çelişki olduğu görülüyor.

Sonuç: 

• Ayetin bitkilerle veya başka şeylerle ilgisi yoktur, sadece yağmurla sınırlıdır.

• Rüzgarların yağmurun yağmasında rol oynadıkları, İslam’dan çok eskilerce bile bilinen bir bilgidir, çıplak gözle rahatlıkla gözlenebilir, mucizevi hiçbir yanı bulunmamaktadır. Bunu bir sonraki iddiayı açıklarken daha detaylı olarak göreceğiz. Buna rağmen ayette buharlaşma vb. olayları olmaksızın, direk olarak hazır yağmurun rüzgarlarla bulutlara aktarıldığı, yani aşılandığı, sonra da bulutlardan yağmur olarak yere düşürüldüğü ve böylece insanların su ihtiyaçlarının karşılandığı anlatılıyor. Yani bir kez daha mucizecilerin bilimsel bir çelişkiyi bilimsel mucize diye yutturmalarına tanık oluyoruz. 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

100Elmalılı Hamdi Yazır,Hak Dini Kur’an Dili, Hicr Suresi, 22. ayetin tefsiri.
101Seyyid Kutub, Fizilal´il Kur´an, Hicr Suresi, 22. ayetin tefsiri.
102Elmalılı Hamdi Yazır,Hak Dini Kur’an Dili, Hicr Suresi, 22. ayetin tefsiri.
103Kurtubi,El Camiul Ahkamul Kur'an, Hicr Suresi, 22. ayetin tefsiri.