Pages

21 Temmuz 2011 Perşembe

Denizlerin Birbirine Karışmaması





Cebelitarık Boğazı'nın uydudan çekilmiş fotoğrafı...
                          Ayet-İddia-Kaynak

Denizlerin, araştırmacılar tarafından çok yakın bir geçmişte tespit edilen bir özelliği, Kuran'ın Rahman Suresi'nde şöyle bildirilir:
Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler. (Rahman Suresi, 19-20)
  Birbirine açılan fakat suları kesinlikle birbiriyle karışmayan denizlerin ayette bildirilen bu özelliği, okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir. "Yüzey gerilimi" adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, komşu denizlerin sularının karışmadığı ortaya çıkmıştır. Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller. 

Elbette ki insanların, fizikten, yüzey geriliminden, okyanus biliminden haberdar olmadıkları bir devirde bu gerçeğin Kuran'da bildirilmiş olması son derece dikkat çekici bir durumdur

Akdeniz'de ve Atlas Okyanusu'nda büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz'in suyu, Cebelitarık Boğazı'nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında görülmeyen bir sınır vardır.


Açıklama

Denizlerin karışmaması gibi bir durum sözkonusu değildir,tüm denizler karışır fakat tuzluluk oranları farklı olan denizler aynı olanlara oranla daha yavaş karışır ki buna da ''denizlerin karışmaması'' denemez.İşin bilimsel boyutunu yazının sonunda vereceğim siteden doyurucu bir şekilde öğrenebileceksiniz.Ben şimdi denizlerin karışmaması olayının Muhammed zamanında zaten bilindiğini gösteren kökenlerini vereceğim;

Muhammed’den yaklaşık 550 yıl önce yaşayan Romalı bir bilgin olan Gaius Plinius Secundus (M.S. 23-79), Naturalis Historia adlı eserde bu varsayıma şu şekilde yer vermiştir:
  • …Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer. (Gaius Plinius Secundus, Naturalis Historiae II, CVI 224)
Görüldüğü gibi Muhammed'den önce bu bilgi zaten biliniyormuş.Gaius bu olayı daha detaylı bir şekilde keşfedip incelemiş.İkinci olarak ise Tevrat'ta Kur'an'dan daha detaylı bir şekilde aynen şöyle geçmektedir;

Vaiz.1=7:Bütün ırmaklar denize akar, Yine de deniz dolmaz. Irmaklar hep çıktıkları yere döner.


Tevrat'ta Kur'an'dan daha detaylı bir şekilde anlatılmış olay.Irmakların denize akıp sonra çıktıkları kaynağa geri dönmesi demek,ırmak suyunun(tatlı su) deniz suyu ile karışmayıp,deniz suyundan ayrı bir şekilde tekrar çıktığı kaynağa geri dönmesi demektir.Yani tatlı suyun tuzlu suyla karışmadığı çok açıkça ve Kur'an'dan daha güzel bir şekilde anlatılmış.Adeta tatlı suyun deniz suyunda yüzdüğü,yolculuk ettiği ve daha sonra çıktığı kaynağa(evine) geri döndüğü söylenmiş.


Zaten ayet ''yine de deniz dolmaz'' diyor.Bu ifade bile tek başına yeterlidir.Irmak suyu deniz suyuna karışsaydı deniz dolardı(su seviyesi yükselirdi).Deniz dolmaz demesi çok açıkça tatlı su ile tuzlu suyun birbirine karışmadığı gerçeğini anlatıyor bizlere.


Ve bir ayet de Purana'dan;

"Brahma has created barrier among seas. They do not transgress".  (Narad Puran)  

Brahma denizler arasına engel koydu,onlar karışmazlar.

Görüldüğü gibi Hindu metinlerinde de çok net bir şekilde bahsediliyor bu olaydan.

Sonuç olarak;
  • Bu olay Kur'an'dan önce biliniyordu.
  • Romalı bilim adamı Gaius'un eseri,Tevrat ve Narad Purana'da çok açık ve detaylı bir şekilde geçmektedir.Eminim bunlardan başka kaynaklar da vardı,bunlar sadece elimizde olanlar.
  • Tüm bunlar bize bu bilginin bir Kur'an mucizesi olmadığını ve farklı kaynaklardan Kur'an'a kopyalandığını çok net bir şekilde gösteriyor.
Ayetlerin Cebeli Tarık Boğazı ile Bir İlgisi Olabilir mi?

Kur'an'ın bu bilgiyi kendinden daha eski kaynaklardan kopya ettiğini kanıtladıktan sonra şimdi de Müslümanlar tarafından çok sık dile getirilen ''ayetlerin Cebeli Tarık Boğazı'ndan bahsetmesi'' iddiasını inceleyelim.Bu iddianın gerçeklikle hiçbir alakasının olmadığını Furkan Suresi 53. ayete bakarak çok net bir şekilde görebiliriz;


Furkan=53:Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.

Ayete göre bu iki denizden birinin suyu tatlıdır.Peki Cebeli Tarık Boğazın'da tatlı bir deniz var mı?Hatta dünya üzerinde suyu tatlı olan bir deniz var mı?Benim bildiğim tüm denizler tuzlu.Cebeli Tarık Boğazı'nda(ve tüm dünyada) suyu tatlı olan bir deniz olmadığına göre bu ayetlerin Cebeli Tarık Boğazı'ndan bahsettiğini söylemek ayeti yalanlamak olur.

Acaba iddia sahipleri Cebeli Tarık Boğazı'nda tatlı su görmüşlermi de böyle bir iddia atıyorlar ortaya,yoksa ayeti yalanlayarak kendi çıkarları doğrultusunda çarpıtarak mı?Yoksa Rahman Suresinin ilgili ayetleri dışındaki Kur'an ayetlerinden haberleri yok mu?

Neyse sonuç olarak ayetlerin Cebeli Tarık Boğazı'ndan bahsettiği yalanını da çürütmüş olduk.Şimdi ise Kurtubi'nin görüşlerinden yaralanalım.Göreceksiniz ki ayetleri çok farklı yorumlayanlar olmuş,ayetteki engelden kastın iki denizi birbirinden ayıran kara parçası,dağ olduğu da görüşler arasında,ki çok mantıklı.Çünkü ''berzah''  iki  şeyi birbirinden ayıran hertürlü engele denilebilir.Zaten coğrafyada da berzah ''iki büyük su kütlesini birbirinden ayıran kara parçası'' anlamına gelmektedir şu linkten bkabilirsiniz;


Tefsiri vermeden önce şu siteden iddianın bilimsel değerini inceleyebilirsiniz,bu site aynı zamanda Gaius'un bulgusunu alıntıladığım sitedir;


Artık uzun tefsirleri yazıma-yazının okuyanı sıkmaması için- dahil etmeyeceğim.Onun yerine tefsirler için ayrı başlıklar açıp link vereceğim.Şu linklerden tefsirlere ulaşabilirsiniz;