Tanrı'nın Meryem'e Hurma ve Su Sunması

Kur'an'ın 19. Suresi'ne göre, Meryem hamile kalır kalmaz uzak bir diyara gitmiş ve orada (?) doğum sancılarına yakalanmıştır. Bir hurma kütüğüne yaslanan ve acı çeken Meryem, mucizevi bir biçimde Tanrı tarafından beslenerek teselli edilmiştir:
Meryem:22-26=Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. Bunun üzerine (Cebrail)* ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.” Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.” "Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.
(*) Diyanet'ın çevirisinde bu kez daha hassas davranılmış ve görüldüğü gibi yorum parantez aracılığıyla orijinal metinden ayrılmış, Yine de Arapça metinde Meryem'e "aşağıdan" seslenen kişi belli değildir; sadece meçhul bir sesin Meryem'e konuştuğu yazılıdır. Diyanet ise klasik bir tavırla Kur'an ayetlerindeki belirsizlikleri giderme ve bu sayede eleştirileri ortadan kaldırma mücadelesi vermektedir.


Meryem'in mucizevi bir şekilde hurma yediği ve ırmak aracılığıyla susuzluğunu giderip bayram ettiği yolundaki öykü Sahte Matta'nın İncili'nden alınmıştır:

Ve yolculuklarının üçüncü gününde yola devam ederlerken çölün kavurucu sıcağından rahatsız olan Kutsal Meryem bir hurma ağacı gördü ve Yusuf'a: "Şu ağacın gölgesinde biraz dinleneyim" dedi. Bunun üzerine Yusuf acele ile Meryem'i ağacın altına götürüp hayvanından indirdi. Kutsal Meryem orada otururken ağacın yapraklarına bakıp meyvelerle yüklü olduğunu gördü ve Yusuf'a şöyle dedi: "Keşke bu ağacın meyvelerini yemek mümkün olsaydı", Yusuf ise şöyle karşılık verdi:"Ağacın dallarının ne kadar yüksek olduğunu gördüğün halde bu şekilde konuşmana ve ağacın meyvelerinden yemek istemene şaşırıyorum. Ben suyun yokluğu konusunda daha çok endişeleniyorum; çünkü tüm tulumlar şu anda boş ve kendimizi ve hayvanlarımızı serinletmek için nerden su bulacağımızı bilmiyorum". O anda sevinçli bir yüz ifadesiyle annesinin kucağında oturan çocuk Yeshua ağaca şöyle dedi: "Ey ağaç, dallarını eğ ve annemi meyvelerinle sevindir". Bu emir üzerine ağaç derhal dallarını tepeden aşağıya eğerek meyvelerini Kutsal Meryem'in ayakları dibine serdi. Meyveleri toplayıp açlıklarını giderdiler. Meyvelerin toplanmasından sonra bile ağaç eğik durumda kalıp doğrulmak için çocuk Yeshua'nın ikinci emrini bekledi. Sonra çocuk Yeshua ona şöyle seslendi: "Doğrult kendini, ey hurma ağacı, ve güçlü ol, Babamın cennetinde bulunan ağaçlarla dost ol. Yeraltındaki sulara köklerinden bir damar aç da sular aksın ve biz suya doyalım". Ağaç derhal doğruldu ve onun köklerinden son derece serin, berrak ve ışıl ışıl bir su pınarı fışkırdı. Suyu görünce çok büyük sevinç duydular ve kana kana içtiler; hayvanlarına da su verdiler. Tanrı'ya şükürler sundular. (Sahte Matta bölüm 20)

Kur'andaki anlatımın, bu sahte İncil'den alındığı açıktır; ancak Muhammed'in yazıcıları olayların kronolojik sırasını değiştirdikleri için orijinal kaynakta Mısır'a yolculuk esnasında gerçekleşen bu mucizevi olayı, Yeshua'nın doğduğu anda gerçekleşmiş gibi göstermişlerdir. Bu nedenle Meryem'in hurma ağacına yaslanıp dinlenme isteği Sahte Matta'da çöl sıcağına Kur'an'da ise Meryem'in doğum sancılarına bağlanmıştır. Öykünün orijinalinin üstünlüğü ortadadır. Üstelik, bu orijinal metin Meryem'in mucize eseri meyve yemesi için kimin seslendiğini de bildirmektedir. Kur'an'a göre bile, ses aşağıdan gelmiştir; ancak sesin sahibi Müslümanlar tarafından Cebrail olarak yorumlanmaktadır. Oysa bu sesin Meryem'in kucağında bulunan çocuk Yeshua'ya ait olduğu kesindir. Cebrail niçin Meryem'in aşağısından veya ağacın altına girerek seslensin ki?!? Müslümanların yorumları Kur'an'ın anlaşılmasını daha da zorlaştırmakta ve onu gülünç duruma düşürmektedir. Muhammed'in yazıcıları sesin çocuk Yeshua'dan geldiğini bilmişlerdir; ancak anlatımda izledikleri farklı kronoloji, çocuğun doğmadan önce konuşmasını imkansız kıldığı için, söz konusu konuşmanın meçhul birisi tarafından yapıldığını söylemek zorunda kalmışlardır. 



Şaşırtıcı benzerlikler yine tüm çıplaklığıyla ortada,ben sadece şu Yeshua'nın kim olduğunu açıklayayım bilmeyenler için.Yeshua İsa'dır,Jesus(İsa) adının gerçek Arapça'sı budur,Kur'an'da İsa olarak anılması da yanlıştır,İsa değil Yeshua olarak anılmalıydı.