27 Ağustos 2015 Perşembe

Yeryüzünün Tabakaları

Mucize İddiası:
Allah yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yaratandır. Emir bunların arasında sürekli iner ki Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve Allah’ın bilgisiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz.
65-Talak Suresi 12  
Kuran’da yedi göğün olduğunu söyleyen ayetlerden biri olan Talak suresinin 12. ayetinde, yeryüzümüzde, gökler kadar yaratılışın olduğu geçmektedir. Daha önceki konuda yedi göğü tarif eden diğer ayetlerden bu yedi göğün birbiri ile uyumlu tabakalar şeklinde, her tabakanın ayrı bir görevi yerine getirecek şekilde yaratıldıklarını öğrendik. Talak suresinin 12. ayeti yedi gök ile yerküremiz arasında benzerlik kurunca; o zaman yerküremizde de tabakalar şeklinde uyumlu, her tabakanın kendi görevini yerine getirdiği bir yapı beklememiz mümkündür. Nitekim yerküremiz hakkında son asırlarda yapılan çalışmalar Kuran’ın bu ayetinin de mucizeviliğini onaylamaktadır. Yerküremiz de aynı gökyüzü gibi ayrı tabakalardan oluşur ve bu tabakaların bu şekilde yaratılması sayesinde Dünya’mızda hayat mümkün olmaktadır. Aynı Atmosfer tabakalarında olduğu gibi. Peygamberimiz’in yaşadığı Arap toplumunda yeryüzü, bir toprak parçası görünümünün dışında bilinmeyen bir sırdı. O dönemdeki bilgilerle yeryüzünün birbirinden farklı tabakaları nın olduğunun düşünülmesi, bu farklı tabakaların farklı görevlerinin olduğunun söylenmesi imkansızdır. Bu yüzden Kuran’ın göğün tabakalar halinde olduğunu söylemesi ve gökteki bu tabakalar ile yeryüzü arasında analoji (benzerlik) kurması önemli bir mucizedir.   
Yeryüzünün en dışında Dünya’mızın %70’inden fazlasını oluşturan Litosfer’in Su(1) tabakası bulunmaktadır. Bu tabakanın altında Litosfer’in Kara (2) tabakası gelmektedir ve bu tabakalar diğer tabakalara göre çok incedir. Bu tabakaların altında Üst Manto (3) bölümü vardır. Onun altında ise plastik özellikleri gösteren Astenosfer (4) vardır. Bu tabakanın altında Alt Manto (5) vardır. Bu tabakanın birleşiminde silikon, magnezyum, oksijen gibi maddeler vardır, ayrıca demir, kalsiyum, alimünyum da içerdiği söylenmektedir. Bu tabakanın altında Dış Çekirdek(6) bulunur ve yerkürenin hacminin %30’una yakınını oluşturur. Buradaki sıvı Dünya’mızın dönüşüyle beraber oluşturduğu dinamo ile yerküremizin çevresindeki koruyucu manyetik alanı meydana getirmektedir. Dünya’mızın merkezinde ise hacim olarak en ince tabakalardan biri olan İç Çekirdek (7) bulunmaktadır. Görüldüğü gibi Dünya’mız hem ham maddeleri, hem görevleri farklı farklı olan tabakalardan oluşmaktadır. Bu tabakaların sayısı 7’ye eşitlenip de ayetle mutabık olduğu gibi (birbiriyle uyumlu olduğu gibi), iki tabaka tek tabaka şeklinde incelenmek suretiyle 7 rakamı değişirse o zaman da yine 7 rakamının Arapça’da çoğul ifade eden yapısıyla uygunluk göstermektedir.  
Allah’ın yaratışındaki harikaları incelersek Talak suresinde ele aldığımız ayetin sonunda dendiği gibi "...Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve Allah’ın bilgisiyle her şeyi kuşattığını" kavrayabiliriz.  

Reddiyem:

İddianın bilimselliğini test edelim, ayet bilimsel mi yoksa mitolojik mi? Elbette mitolojiktir, yeryüzünün katmanlarıyla herhangi bir alakası yok. Cennet-Cehennem inancının öncelleri “yeraltı (ölüler) diyarları”dır. Eskiler öldükten sonra yerin altındaki dünyaya gidildiğine inanırlardı. Bu yeraltı diyarlarını katmanlara ayırmışlardı, neden mi? Örneğin bir kötü, bir iyi insanın öldüğünü düşünelim, bu iki ölü aynı katlarda ve aynı şartlarda mı konaklayacaklardı? Elbette bu düşünülemez, iyilerin yeraltı diyarında rahat edecekleri, kötülerin ise azap çekecekleri inancı vardı. Bu nedenle yeraltı katmanlara ayrıldı, kötülerin azap katlarına, iyilerin ise huzur bulacakları katlara gideceklerine dair inançlar oluşturdular. Yeraltı Tanrı ve Tanrıçalarının da ayrı katlarda konakladıklarına inandılar. Çünkü bunlar ayrı derecelerdedirler, hiç iyiyle kötü bir olur mu yahut Tanrılar ile ölümlüler? İşte, dinlerdeki yeraltı katları bunlardan ibarettir, bilimsellikle ilgisi yoktur. 

Örneğin Mezopotamya mitolojisine göre çok oğlu olanlar da yeraltı dünyasında rahat ederlerdi. Yeri katmanlara ayırmış bazı toplumlara bakalım şimdi; “Gökyüzünün Tabakları” başlıklı reddiyede, Turan Dursun’dan alıntıladığım Hint İnançlarını buraya da alıntılıyorum: 
Biruni (973-1051?),eski Hint inançlarından,bu arada Brahmanlardan söz ederken,Brahmanizm dinine bağlı olanların,kutsal kitaplarına göre nasıl bir evren görüşünde olduklarını da anlatıyor.Aktarılan bilgi şöyle:  
''Yedi kat gök ve yedi kat yer, sudaki Brahmandan meydana geldi.Yerin en aşağı tabakasının altında,bin başlı yılan bulunduğu gibi,yerin tam tepesinde,Kuzey Kutup Yıldızı'nın altında,''Meru Dağı'' bulunur.Yerin üzerinde 7 kat gök vardır ki,Güneş,Ay,yıldızlar ve gezegenler,bunun içindedir.En kutsal ırmak Ganj ırmağıdır, cennetten gelir. Güneş,Ay ve yıldızların Rabbleri(efendileri) vardır.(79)
Sadece Hintliler değil, örneğin Aztekler de yeri katmanlara ayırmışlardır:
Tlaloc Aztek öbür dünyasının beş katından biri olan Tlalocan’a hükmeder…(80) 
Mayalar ise yeri dokuz kata ayırmışlardır:
Maya geleneğine göre dünyanın ortasında yeri gökyüzünün ön üç katına ve ölüler diyarının dokuz katına bağlayan muhteşem bir ağaç yer alır…(81) 
 Yunan mitolojisine göre de yer yedi kattır ve en alt katmanı ölülerin azap çektikleri Tartaros'tur:
Ölüler diyarı Antikçağ Yunanlarınca evrenin alttaki yarısı olarak algılanırdı. Orada hüküm süren Tanrının adıyla Hades olarak da anılırdı. İnanışa göre, Hades’in krallığı birkaç bölüme ayrılmıştı; en aşağıdaki Tartaros’ta lanetli ruhlar korkunç azaplar çekerdi…(82)  
İngilizce'deki "işkence etmek" manasına gelen "torture" kelimesi de Tartaros'tan gelmektedir.

Viking mitolojisinde de Maya inanışlarındaki gibi bir dünya ağacı vardır:
Viking evreni hepsine kök salan Yggdrasil adlı dünya ağacının birbirine bağladığı dokuz dünyadan oluşur. Bir alıç olarak tasvir edilen bu ağacın adı çoğu kaynakta Odin’e göndermeyle “korkunç küheylan” olarak çevrilir.  
Bazı yorumlarda dokuz adet dünyanın da büyük ağacın kökleri altında kaldığı belirtilse de, tanrıların üst dallarda bulunan Asgard’da yaşadığı ve köklerin en altında Hel’in ölüler diyarının yer aldığı genelde kabul görür. İkisinin arasında ise Vanir dünyası Vanaheimr, Buz devlerinin dünyası Jotunheim, ateş devlerinin dünyası Muspelheim, kötü cinlerin dünyası Svartalfheim, iyi cinlerin dünyası Alfheim; cücelerin dünyası Nidavellir ve insanların dünyası Midgard vardır. Midgard bir okyanusla ve tanrıların insanları devlerden korumak amacıyla yaptığı bir duvarla çevrilidir. (83)   
Son olarak hem mitolojiden verdiğim farklı katman sayılarının da bilime uygun olduğunu, yedi rakamının bir bağlayıcılığı olmadığını görmek ve  mucizecilerin bilimsel çarpıtmaları için Mucize Yalanları sitesine gidiniz:


Sonuç:

• Dinlerde yerin katmanlara ayrılmasının bilimle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır, tamamı mitolojik inanışlardır. Kur’an’dan daha eski kaynaklarda da yer katmanlara ayrıldığı için zaten Kur’an’ın mucizesi olamaz.  

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

79Turan Dursun, Kutsal Kitapların Kaynakları I-II-III,s.112.
80NTV Yayınları, Mitoloji, s.393.
81NTV Yayınları, Mitoloji, s.395.
82NTV Yayınları, Mitoloji, s.157.
83NTV Yayınları, Mitoloji, s.240.